2. Türkiye Tiyatro Buluşması


Ağustos 2008

Güzelbahçe

2. Türkiye Tiyatro Buluşmasında geçen seneye nazaran daha tartışmalı bir ön hazırlık süreci geçirildi. Özellikle ekonomik olarak yerel yönetimler destek almak ve onlarla bu anlamda görüşme yürütmek fikri hayata geçirildi. Güzelbahçe Belediyesi’nin minimal ölçüde destek verdiği buluşmada yaşananları Mehmet Esatoğlu şöyle kaleme almıştı; “70’lerde bu tip toplantılara sanat ve politika alanında belli bir hedefi olanlar gelirdi. 12 Eylül sonrası Kültür Bakanlığı para dağıtmaya başlayınca yeni bir güruh türedi. Bunlar “pay kapma” heveslileriydi. Bir heves toplantıya gelir, sıra kendilerine gelince koşullardan yakınıp ağlar, ardından da yetkililerden “kemik” beklerdi.

90’ların ortasından itibaren “kemik” dağıtacak adresler ve formalitesi belli olduktan sonra bu sanat “kene”lerinden kurtulduk. Onlar para kapacakları kapılarını buldular biz de buluşmalarımızda oturup ağlaşmadan, para, sakal bıyık, teknik koşullar diye inlemeden tiyatro sanatı üzerine rahatça konuşma fırsatını bulduk.

Güzelbahçe’de koşullar zorluydu. Çünkü ağaçsız bir ortamda, güneş altında çadır yaşamı zordur. Bir de su sorunu varsa ikiye katlanır. Seyyar tuvaletler de işlevli değilse bu da üçüncü zorluk. Gün içinde şenlik başlarken ortada iki rüzgâr esiyordu. Birileri koşullardan yakınırken birileri de çözüm peşinde dolanıp duruyordu. Yenikapı Tiyatrosu’ndan Orçun, kampın yanındaki lokantanın sahibini tuvalet kullanımı için ikna etmeye çalışırke genç tiyatrocular da çevrede duş yapacak yerleri ayarlıyordu. Güzelbahçe Belediyesi emekçileri ise bir su tankerini günün değişik saatlerinde kamp alanına göndermek için çabalıyorlardı. Bu arada kamp alanının hemen karşısındaki parkın kenarında çay satan, Che Guevara fanilalı bir Güzelbahçeli de oyuncuların duş yapabilmesi için hortum var etmeye çalışıyordu.

2. Türkiye Tiyatro Buluşması işte tam da bu “ahval ve şerait” içinde başladı. Orçun Masatçı geçen yıldan bu yana yaşanan süreci anlattı. Belediye Başkanı adına yapılan konuşmada ise bu yıl ilk kez böyle bir işe soyunulduğu için eksiğin gediğin olduğu belirtildi, bu nedenle toplulukların hoş görülü olması ricasında bulunuldu.”

Mehmet Esatoğlu, 18 tiyatro topluluğunun katıldığı 100’ün üstünde insanın çadırlardaki yerini aldığı bir çok olumsuz koşula rağmen tamamlanmakla kalmayıp tiyatroları örgütlenmeye çağıran bir bildiri yayınlanan 2. Türkiye Tiyatro Buluşması yazısını şu sözlerle tamamlıyordu.

“Buluşmanın bir başka rengini de davetli olmadıkları halde duyup da gelenler oluşturdu. Buluşmanın haberini internette okuyup gelen Akdeniz Sanat Tiyatrosu ve Antalya sağlık çalışanları, katılımcılarla sıcak ve yakın ilişkiler kurarak, tartışmalarda aktif rol alarak ortama canlılık kattılar.

Dört günlük tiyatrolar buluşması yukarıda anlatılanlarla tarihe geçiyor. Gözümüzü dört açtık, kulaklarımızı diktik. Gördüğümüzü anladığımızı kafamıza, bilincimize kaydettik öyle ayrıldık. Sonuç olarak diyoruz ki: Dostlar! Tarih fotoğrafımızı çekiyor. Aman dikkat! Gözü kapalı çıkmayalım”

2. Türkiye Tiyatro Buluşmasında başka bir ilk daha gerçekleşiyor, çadırlar sokak şeklinde sıralanıyordu. Her sokağa bir isim verilmesi kararlaştırıldı. Ilk buluşma da oyun alanına Deniz Bakır Sahnesi denmişti. Bu buluşmada ise hayatını kaybeden tiyatro ve yazın üreticilerinin isimleri sokaklara verildi.